top of page

Akbelen'den Vazgeçmiyoruz

Merhaba sevgili dostlar.

Bildiğiniz üzere, tarım arazilerimizin, meralarımızın, ormanlarımızın, zeytinliklerin, derelerimizin, sulak alanlarımızın ve su havzalarımızın ranta peşkeş çekilmesi üzerine çokça söylemim olmakta birlikte birçok da eylemde bulundum. Bunlardan biri de yıllardır süregelen bir direnişin, bir doğa mücadelesinin adı olan Akbelen.

Dün bir kez daha anlaşıldı ki Muğla’nın Milas ilçesindeki bu kadim ormanlık alan, sadece birkaç ağacın kesildiği bir yer değil; bir yaşam hattının, toprağın, suyun, zeytinin ve dolayısıyla gıda güvenliğimizin hatta gıda güvencemizin tehdit altında olduğu bir cephe. Bir Gıda Mühendisi ve yaşamın her zerresini koruma sorumluluğu taşıyan bir meslek örgütünün yöneticisi olarak, Akbelen'de yaşananları sadece bir çevre sorunu olarak görmemiz elbette ki mümkün değil. Unutulmamalıdır ki, sağlıklı gıda, temiz hava, temiz toprak ve temiz su ile başlar. Ormanlar, sadece biyolojik çeşitliliğin koruyucusu değil, aynı zamanda iklim değişikliğinin yarattığı krize karşı güvencemiz. Onların yok oluşu, bölgesel ekosistemi ve tarımsal üretimi doğrudan vurarak, sofralarımıza kadar uzanan derin bir kriz yaratır ki şu an da aslında bu krizi yaşıyor, lakin suçu yine başka parametrelere atıyor, gerçekleri göz ardı ediyoruz. Oysa gerçekler Akbelen’de, İliç’te, Kaz Dağları’nda, EfemÇukuru’nda, Samandağ’da gün gibi ortada.

Akbelen’e dönecek olursak, Akbelen, sadece ağaçları ile değil, çevresindeki zeytinlik alanlarıyla da bir değerler bütünüdür. Bu topraklardaki zeytin ağaçları, binlerce yıllık kültürün ve gıda mirasımızın simgesi. Ancak ne yazık ki, son dönemde çıkan ve kamuoyunda "süper yetki yasası" olarak bilinen düzenlemelerle, zeytinliklerin vasfının değiştirilmesi, hatta adeta bir mobilya gibi "taşınması" gibi akla ziyan uygulamalar gündeme gelmiştir. Zeytin ağacı taşınmaz; kökleri, kültürü ve ekosistemiyle bir bütündür! Bu tür düzenlemeleri, tarım arazilerinin ve kırsal üretimin geleceğine vurulan büyük bir darbe olarak görmek gerekir.

Dahası dostlar, bu mücadelenin hukuki ve etik boyutu, çiftçinin elindeki tarım arazilerinin, tıpkı Hatay Samandağ’daki örneklerde olduğu gibi, acele kamulaştırma kararlarıyla adeta gasp edilmesine kadar uzanıyor. Termik santralin genişleme alanı için kullanılan bu yöntem, mülkiyet hakkını hiçe sayan, köylüyü toprağından koparan bir uygulama. Yenigün TV'de hazırlayıp sunduğum "Mevzu Gıda" programımda ve daha önce bu köşede defalarca vurguladığım gibi: Gıdanın güvenliği ve güvencesi, tarladan çatala kadar kesintisiz bir bütünlük gerektirir. Bir termik santralin enerji uğruna bir ormanı feda etmesi, o bölgedeki su kaynaklarını kirletmesi, toprağın verimliliğini düşürmesi ve yerel tarımı bitirmesi demektir. Bu, yarın çocuklarımızın ne yiyeceği sorusunu maalesef daha da yakıcı hale getiriyor. Bilinmelidir ki, Akbelen’deki direniş, sadece "ağaç kesilmesin" demekten ibaret değil; aynı zamanda "zeytinime dokunulmasın," "sağlıklı su hakkımız engellenmesin," "toprağımız zehirlenmesin," ve nihayetinde "gıda egemenliğimiz tehlikeye atılmasın" demektir. Demokratik, adil ve sürdürülebilir bir tarın/gıda sistemi, ancak doğayla barışık bir üretimle ve yurttaş ile, çiftçi ile, meslek örgütleri ile yapılacak gıda egemenliğine dayalı, kamucu bir tarım/gıda politikaları ile mümkün. Akbelen’de köylülerin, çevrecilerin ve duyarlı yurttaşların direnişi, bu gerçeğin en güçlü çığlığı. Onlar sadece kendi topraklarını değil, hepimizin geleceğini koruyor.

Bu bilinçle biz de, sesimizi daha da gürleştirerek söylüyoruz: Akbelen’den vazgeçmiyoruz! Yaşamdan, doğadan ve geleceğimiz için gerekli olan gıda güvencesinden vazgeçmek, en temel insani sorumluluğumuzdan vazgeçmek demektir. Bu sebeple, köylülerle omuz omuza, bilimle, akılla ve vicdanla bu talana karşı duruyoruz. Bu mücadele bitmedi, bitmeyecek. Çünkü söz konusu olan, hepimizin ortak yaşam hakkı.

Yeni Akbelen'ler olmasın diye, dün de Akbelen'de idik, bugün de Akbelen'deyiz ve yarın da Akbelen'de olacağız. Selam olsun Akbelen'de ve ülkenin dört bir yanında direnenlere...

Dostlukla & Dayanışmayla

 
 
 

Yorumlar


© 2025 by Turiakopurg

bottom of page